6 Aralık 2016 Salı

Elektrikli otomobillerin piyasada çoğalması otomotiv mühendislerini nasıl etkiler?

Hibrid araçlar, pazarlama stratejisinin bir ürünüdür.
Elektrikli araçların önündeki bazı sıkınıtlar henüz aşılamadı. İlki akü verimliliği; akü %80 verimliliğe düştüğü zaman aküyü değiştirmek gerekiyor.
Bir depo benzin ile 500 km giderken, akülü araçlarda bu oran 120-200 km civarı oluyor.
Ayrıca, aküleri doldurmakta çok uzun zaman alıyor...

Mühendislerin aşması gereken sorunların başında; akü verimliliği, depolama süresi ve araç ağırlığı var.
İkinci sorun, bu araçaları her yerde şarj edebilecek istasyonların donatılması var.

Ancak ulaşım -araç sektörü güncelliğini uzun süre kaybetmeyecek. Büyük ihtimalle, petrol yerine, hidrojen (depolama sorunu aşılırsa) ve metan-biyogaz ile çalışan araçalar piyasaya hakim olacak. Elektirikli araçlar, ne kadar temiz gözükse de, bu araçlara elektrik depolamak için kullanılan üretim kaynakları (termik santral kaynaklı eelktrik), yenilenebilirlere çevrilmediği sürece, ekonomiye ve ekolojiye toplam katkısı düşük olacak.

Oysa bence, metan-biyogaz gibi kentsel atıklardan da elde edilebilecek (Metan karbondioksit'ten 23-26 kat daha güçlü bir sera gazıdır) kaynakların kullanılması, çok daha faydalı olacaktır.

                                                   -0-

Şu an dünya üzerinde hakim olan ekonomi petrole dayanıyor. Bir galon petrol, 4-5 dolara mal oluyor ama yüzlerce iş saati insan gücü karşılığı iş üretiyor.
Yani petrol, yüzlerce kölenin yerini almış durumda.
Diğer yandan küresel ısınma kaynaklı akım, doğal kaynakların tükenmesi, çevreye varilen zararlar sonucu petrole karşı ciddi bir duruş var.
Öteki yandan gelişen ekonomilerin enerji ihtiyacı da kaçınılmaz. Yani daha çok enerjiye ihtiyacı olacak.

Bir diğer nokta, petrolün daha doğrusu ucuz üretim kaynaklı petrolün 20 yıllık ömrü kaldı. Kum içinden ya da kayalardan çıkacak petrolün varil maliyeti ise çok artıyor. Petrol şirketlerinin kuyu sondaj arama ve üretim maliyetleri , varil fiyatını geçti geçecek.

Bu nedenle petrol şirketleri, ellerindeki son petrolleri de bir an önce satma çabasındalar.
Diğer yandan, dünya ekonomisi petrolün desteklediği, tüketime dayalı üretim modelinde...Son 60 yıldır bu modele dayanan dünya ekonomisi ve şirketleri, ülkeler bu modeli bırakmak istemiyorlar.
Çünkü büyümeye dayanmayan bir modelde, karlarını artıramazlarsa, artan maliyetleri kaldıramayacaklar.

Bu nedenle gereke devletler ve şirketler bir orta yol bulmaya çalışıyorlar. Buna yeşil ekonomi diyorlar ve yeşile -sürdürülebilirliğe dayalı bir büyüme modeli öneriyorlar.
İnovasyon adı altında (ki gerçekten inovasyon da var ama) pazarlanan bir çok üründe inovasyon adı altında piyasaya sürülüyor.
Burada ana amaç, bu geçiş döneminde firma karlılıklarını sürdürmek, firma gelişmini desteklemek.

Hibrit araçlar, teknoloji olarak arada bir araç olsa da yapı olarak mevcut petrol kullanan lüks araçlardan hiç geri değiller.  Bu şekilde, bu araçlarla rekabet ettikleri belirtilse de, verimlilik ve çevre açısından petrol kökenli araçlar kadar karbon katkıları oluyor.
Şu anki durumda, akşam elektrikli araçları 8 saat doldurma sonucunda, evlerin karbon tüketimi 2-3 ev tüketimi kadar oluyor. 
Yani şarj etmenin dolaylı karbon katkısı da  petrol kökenliler kadar neredeyse.
Bu durumda hibrit araçları, bir pazarlama stratejisi olarak görmemi anlamışsınızdır sanırım.

http://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/24961/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder