25 Şubat 2017 Cumartesi

Savaş Nedir?



Savaşlar her ne kadar insanlık ve toplum uğruna yapılan bir fedakarlık ve mecburiyet gibi gösterilmiş olsa da, savaşların gerçek nedeni, insan ve toplum varlığı için gerekli kaynakların paylaşımından daha büyük pay alma kavgası olmuştur.

Savaş asla medenileşmemiştir. Savaş insanın gizli güdülerini açığa çıkartmasında bir araçtır. Daha doğrusu topluluklar arasındaki sorunların çözümünde; diplomasinin ve politikanın bir uzantısıdır. Güçlü tarafın kendi isteklerini dayatmasıdır.

Ancak savaş ve içeriği olan şiddet, doğal değildir. Doğa'daki şiddet, tamamen bireysel varlığın sürdürülmesine ve türün devamına yöneliktir.
Oysa insanoğlu'nun savaşları, uzlaşma ile sağlanamayan kaynakların, zorla elde edilmesi veya kontrol edilmesine yönelik olmuştur.

Menelaus, Helen'i bahane ederek Truva'ya saldırdığında esas amacı bu verimli bölgeyi ve zengin şehir ele geçirmek, hazinelerini yağmalamaktı.
Aşil cesareti ve becerisiyle savaşta ün kazanmak ve adını ölümsüzleştirmek için uğraşırken, Menelaus ve müttefikleri doğu'nun zenginliklerini kaba kuvvetle ele geçirme çabasındaydı.

 Asker ile savaşçı farklı  kavramlardır. Asker daha idealize edilmiş, daha insancıl bir hedef uğruna savaşan kişidir. Savaşçı'nın durumu ise onun ihtiyaçlarının yapısından kaynaklanır.

Ancak her durumda, çatışma olduğunda ve ilerlediğinde insanlar savaşın gereği olan ve insani değerlere uygun olmayan işler yaptıkça, karşı taraf hakkında önyargı geliştirirler.

Bu kişinin kendisini bir gruba ait ve bu grubun tehlikede olduğunu hissetmesine de bağlı olarak gelişir.

İlk adımları, düşmanı olduğundan çok daha abartılı ve güçlü tanımlamaktır. Böylece karşı taraf gücü ile her türlü zorbalığı yapma cüretkarlığında bir canavar olarak gösterilir.
Ardından düşman ile empati kurulmasını önleyecek şekilde, düşmanı aşağılama ve insan dışı bir yaratık olarak algılama süreci başlatılır.

Kişi artık karşısındakini bir insan olarak görmekten çıktığı zaman, onunla mücadele ederken her türlü vahşeti kabul edilebilir görür. Böylece grupların kendi içlerindeki bağları da daha da güçlenir.

Bunun sağlamanın yolu, emir-komuta zinciri içinde, tam itaate dayalı bir disiplin sistemi geliştirmektir. Böylece kişi, yaptığı işin orta ve uzun vadeli sonuçlarını düşünmeden, sadece kendisinden istenen işi yaparak grup içindeki huzurlu varlığını sürdürebilir.

Teknolojinin gelişmesi ile savaş araç ve gereçleri de değişmiştir. Artan üretim ile artan insan nüfusu savaş yöntemlerini de değiştirmiştir. Von Clausewitz bu değişime göre ordu ve lojistik yapılanmasını planlayan ilk kişilerdendir. Ancak Wellington'un Napolyon'a karşı izlediği strateji ve taktiklerin, bu dönemin ilk ayak sesleri olduğunu düşünmek daha tutarlı gibi.

Çünkü onun çağında özellikle Newton Fiziği ile başlayan bilimsel bakış açısı altında, savaşta cesaret, özveri, bağlılık, güç gibi başarı getiren kavramların yanına bilimsel planlama ve stratejiksel hareket de savaş literatürüne kazanılmıştır.

Savaşlarda teknolojik ve stratejik eşitsizlikler Melian Diyalogu'na benzer görüşmeleri ve konuları sürekli taşımıştır.
Güçlü olan taraflar duruma ve şartlara realist-gerçekçi yaklaşırken, zayıf durumda kalan taraflar idealizm ile konuyu ele alıp durumu dengelemeyi umut etmişlerdir.  

Ancak güçlü olan taraf, istediğini almış ve hatta tarihi de istediği şekilde tanımlamıştır.
Bu karşı karşıya gelen taraflarda onur, güven, adalet gibi genel kavramlarında farklı açılarda ve şekillerde tanımlanması ile sonuçlanmıştır.


Darwinizm'in çarpıtılması ile güçlü olan isteklerine uyulmasının doğal ve gerekli olduğunu savunmuştur. Aynı zihniyet 20nci yüzyıl da ve hala da görülmektedir. Bu nedenle taraflar her zaman güçlü gözükmek ve bunu ispatlamak için yoğun çaba halindedirler.

Diğer yandan toplumlar gerek morallerini yüksek tutmak, gerek ise haklı ve doğru olan taraf olduğunu kendisini ikna etmek için çeşitli söylemlerde geliştirmişlerdir. Perikles'in cenaze konuşması'nın Atinalılar üstündeki etkisi günümüzde hala devam etmektedir.
Tabii konuşma değişmiş, yerine sinema filmleri gelmiştir. Günümüzdeki özellikle savaş içerikli filmlerde hakim gücün aynı zamanda insani ve modern değerleri de temsil eden ve geliştiren taraf olarak sunulması yerini almıştır.
Toplum yöneticileri bu tür medya araçları ile kendi toplumlarını, haklı, doğru ve güçlü taraf olduğuna bu yüzden saldırıya maruz kaldığına ikna etmektedir.

                                        -------0-------

What is the War?

Although wars have been shown as a sacrifice and obligation for the sake of humanity and society, the real cause of wars has been a struggle to get a bigger share of the resources needed for human and community existence.

The war has never been civilized. It means and represents the hidden instincts of desires of man. In fact, it is extension of diplomacy and politics for unsolvable problems between societies which is imposed by strong side  demands.
The violence of war is not natural. Because the violence in nature is directed towards the continuation of the individual being and the continuation of the entire species.

However, the wars of mankind have been for force to controlling the resources that can not be achieved through reconciliation.

When Menelaus had attacked Trojan by making an excuse for Helen, he aimed to conquer this fertile region and rich city to plunder its treasures.

While Achilles was struggling to gain fame and immortalize for his name by his courage and skill, Menelaus and his allies were in an effort to brutally capture the wealth of the East.

 Soldiers and warriors are different concepts. A soldier is a person who fights for a more idealized, more humane goals. The situation of the warrior is due to his structure of his needs.

But in all cases, when conflicts continue, people develop prejudices about the other party as long as they do things that do not suit humanity values in warfare.
This prejudices also develop according to the feelings of fighters who feel  the danger for his own group-society.

The first step is defining the enemy much more exaggerated and stronger than you are.
Thus, the opposing party is shown as a monster who can  make all kinds of bullying  with its power.
Then the process of perceiving the enemy as an insulting and non-human creature is propagandized  to prevent empathy with the enemy as human.

When the person started to accept the enemy as a nonhuman,  any kind of savagery can be acceptable while fighting. This also this causes a stronger the bonds within the groups because of having the  same perception and attitudes  to the enemy. 

The army officers should develop a fully discipline system within the command-chain. So, the soldier can do his duty without thinking long-term consequences of his obligation..
So that, he can only sustain his peaceful existence within the group by doing his duty.

The war equipment have been changing by the development of technology. Increased production rate for the increasing human population has also altered the methods of warfare.

Von Clausewitz was one the first the national army planner according to logistics structure and the war aims.  However, it seems more consistent to think that the strategies and tactics of Wellington followed against Napoleon were the first footsteps of this period.

Because of their scientific viewpoint, especially caused Newtonian physics, the concepts of scientific planning and strategic movement have been acquired in the literature of war like  courage, self-sacrifice, loyalty, power.

Technological and strategic inequalities of sides during the wars have caused similar negotiations and issues within the Melian Dialogue.
While the stronger parties are realistically and approaching to the situation and under  the real circumstances but the weaker parties have hoped to deal with idealism to balance the circumstance.
However, the strong sides defined the circumstances according to their military and economical force and their  national desires (even by writing a history as their point of view) as they wanted.

Because of that the identification of the general concepts like honor, trust and justice were described as different concepts in the confronting sides.
Every side have described its self as the right and in justice part of the war.
By warping there Darwinism, the stronger societies argued adhering to the wishes of strong sides that is necessary as a part of nature laws.

The same mentality is still seen in the 20th century. For this reason, the societies try to be seen always as strong and prove it.

On the other hand, societies have developed in various discourses to persuade themselves to keep their morale high and to believe they are  just and right side.

The influence of Pericles' funeral speech on the Athenians have been still continuing today.
Of course the concept of conversation has changed by the movies instead of it.

Today, especially in the war films, the dominant power are also being presented as the side representing humanity with developed modern values.
Society managers (politicians, bureaucrats) are trying to convince their societies by media tools that they are right and strong side and attacked because of this.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder